Basit öğe kaydını göster

Mardin, Betül
Ünal Erzen, Meltem
2017-11-23T09:00:53Z
2017-11-23T09:00:53Z
2008-10
http://hdl.handle.net/20.500.11834/3703
Bu görüşme, Suat Gezgin’in yürütücülüğünde, Veli Polat ve H. Esra Ercan’ın koordinatörlüğünde İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nün katkılarıyla Türkiye Sözlü Basın Tarihi Projesi Cilt II başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 17'dir.tr_TR
1927’de İstanbul’da doğan Betük Mardin arap asıllı bir aileden gelmektedir. Mardin 5 yaşına kadar dilsizdir. Bunun iki sebebi vardır; ilki beynindeki bir hasar, ikincisi ise evde birden fazla dil konuşulmasıdır. Betül Mardin babasının annesi ile İngilizce konuştuğunu, aynı zamanda Almanya’da büyüdüğü için evde Almanca'nın hakimiyeti olduğunu, İsviçreli dadısının annesi ile Almanca, babası ile de İngilizce ve Fransızca konuştuğunu ve bu kadar çok dili anlayıp hangisini konuşması gerektiğini karar vermektense konuşmamayı tercih ettiğini söyler. 5 yaşına kadar konuşmayan Mardin konuştuğunda Fransızca konuşur ve Türkçeyi okulda öğrenir. Kalabalık bir aileden gelmektedir ve kışları konakta, yazları ise yalıda hep birlikte yaşarlar. Atatürk’ü evlerinde sayısız kez ağırladıklarını, Atatürk’ü tanıyan az sayıda insandan biri olduğunu söyler. Evdeki hizmetkarların Atatürk’e karşı bir hata yapma korkusundan ötürü hizmet genelde dayıları tarafından yapılır. Okul hayatına Cihangir’deki Firuzağa okulunda başlar. Orada Aliye Hoca ile tanıştığını ve hayatında çok büyük yeri olduğunu söyler. Aliye Hoca, Betül Mardin’i yeni kaybettiği kızına benzetir ve konuşamama durumundan ötürü onunla özel ilgilenir. Beşinci sınıfa kadar orada okuyan Mardin beşten sonra ablasının da öğrencisi olduğu koleje gider. O yıllarda mevcut toplu taşıma aracı sadece tramvay olduğundan okula genelde yürüyerek gidilir. O zamanlar tramvay seferleri Dolmabahçe’nin önünde yavaşlar, biletçi koşarak Dolmabahçe’nin büyük kapısındaki bülteni okuyarak Atatürk’ün sağlık durumu hakkında bilgileri tramvaydakilere aktarır. İyi haber alındığında tramvayda alkışların koptuğunu, kötü olduğuna dair haber geldiğinde ise insanların ağlamalarından bahseder. Ortaokulun ikinci senesinde babası İş Bankası İskenderiye Şubesi'nde görevlendirilir, savaş dolayısıyla babası ile gitmeyen Mardin üç dört ay sonra annesi ile İskenderiye’ye gider. Onların bindiği tren İskenderiye’ye giden son trendir çünkü savaştan ötürü sınırlar kapanmıştır. Yaz aylarında ise savaşın daha da kötülemesinden sonra annesi ve kardeşleri ile İstanbul’a geri döner. Kolejin üçüncü sınıfına geldiği zaman ablası verem hastası olur ve teşhisten bir buçuk ay sonra vefat eder bunun üzerine Betül Mardin’in okul hayatı sıkıntılı bir döneme girer çünkü evlatlarını yeni kaybeden aile onun okula devam etmemesine karar verir. Fakat Mardin, son sınıfa geçmiştir ve kalan bir senesini bitirmek konusunda kararlıdır. Ailesi ile yaptığı uzun pazarlıklar sonucunca son seneyi okumak ve liseyi bitirmek için izin alır. Fakat üniversite için gerekli izni alamaz. Bu sefer Betül Mardin başka bir pazarlık daha açar ve peki, ne yapabilirim sizce? Evde nasıl oturayım? der. Bunun sonucunda babası ona yazıhanedeki bütün İngilizce mektupları yazmasını teklif eder ve böylece Mardin iş hayatına başlamış olur. Aynı zamanda dört sene boyunca akşamları kız sanata gider. Kıyafet dikmeyi, ayakkabı yapmayı, yemek ve pasta yapmayı vs öğrenir ve hepsinden diplomalarını alır. O sırada amcası Ebulula Bey’in talebesi olan bir genç ile ilk evliliğini yapar. Ailesi pek razı değildir fakat amcasını genci tanıması ve arka çıkması sonucu evlenmelerine izin verilir. Babası Mardin ile eşine bir apartmanın bodrum katını tutar ve bir senelik kirasını ödedikten sonra sorumluluğu onlara devreder. Kocası ‘benim karım çalışamaz’ düşüncesiyle Betül Mardin’in çalışmasına izin vermez fakat aynı zamanda kocasının parası da geçinmelerine yetmemektedir. Hamile olunca babasının yaşadığı apartmana taşınır. İş hayatına geri döner ve Tercüman Gazetesi'nde çalışmaya başlar. Karikatürleri Türkçe'ye çevirip onları baloncuk içine yerleştirir. Hayatının bu döneminde iş hayatı ve aile sorumluluğunu dengelemekte sıkıntı çektiğini söyler ve boşanmasını buna bağlar. Tercüman'da çalıştığı dönemde Amerikan Haber Merkezi yetkililerinden yeni bir iş teklifi alır ve çalışma hayatına orada devam eder. Burada yalnızca altı ay çalışan Mardin o dönemlerde ikinci eşi olan Haldun Dormen ile tanışır. Tanıştıktan yaklaşık üç sene sonra nişanlanıp evlenirler. Betül Mardin kendisini kısmen de olsa tiyatro dünyasının içinde bulur. Eşinin bazı borçları nedeniyle çalışma hayatına yeniden dönmeye karar verir ve Yeni Sabah Gazetsesi'nde çalışmaya başlar. Buradaki çalışma hayatı hamile kalıp oğlunu doğuruncaya kadar devam eder. Eşi Haldun Dormen’in arkadaşı olan Turgut Özakman ile tanışması onun TRT’de çalışma hayatına başlamasına sebep olur. O dönem TRT program daire başkanı olan Özakman Betül Mardin’e program uzmanı olması için teklifte bulunur. TRT için Ankara’da çalıştığı dönemde ikinci eşi Haldun Dormen ile boşanırlar ve bir daha evlenmez. TRT de çalıştığı yıllarda eğitim için gelen BBC yetkilileri tarafından tabi tutulduğu imtihanı kazanır ve İngiltere’ye televizyon programcılığı için eğitim almaya gider. Geri döndüğünde ise işinin Ankara’da, çocuklarının İstanbul’da olması sebebiyle de bu duruma daha fazla katlanamayıp TRT’den istifa edip İstanbul’a döner. İstabul’a geldiğinde yeniden iş arayan Mardin reklamcılık yapmaya karar verir ve ilk işini Akbank ile yapar. O dönemin Yönetim kurulu başkanı Ahmet Dallı, Betül Mardin’e bir iş teklifinde bulunur. Betül Mardin'in anlatımına göre iş, başkanın söylediklerini işçilere aktarmak ve onların söylediklerini başkana aktarmaktan ibarettir. Kafası karışan ve mesleği tam olarak anlayamayan Mardin bir yetkiliden böyle bir mesleğin var olduğunu ve Fransızca adının Relation Publique olduğunu öğrenir. Bunun üzerine İngilizce kaynaklardan meslek hakkında derinlemelesine bir araştırma yapar ve teklifi kabul eder. Böylece bir çok tanıtım ve reklam işine doğru giden kariyeri başlamış olur. Kendisi o dönem yaptıklarını ‘ben anlıyor muyum ne yaptığımı, bir şeyler yapıyorum, adını halkla ilişkiler koymuşum, gidiyoruz’ diye anlatır. Yaklaşık sekiz ay sonra kapısı İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü müdürü Yüksel Ülken tarafından çalınır ve Betül Mardin’e televizyon ve radyo dersleri vermesi teklifinde bulunulur. Bu teklifi kabul eden Mardin üç sene kadar ders verir. İşini Türkiye dışında da yapmak isteyen Mardin Londra’ya yerleşir ve dört sene kadar orada yaşar. Döndüğü zaman için ‘Halkla ilişkiler artık burada başlamıştı’ der. 1977 yılında uluslararası IPRA (International Public Relations Association) üyesi olur. 1995 yılında ise başkanlığına gelir. Yaptığı işin tam olarak doğru anlaşılamamasından ve zorluğundan uzun uzun bahseden Mardin daha sonra İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde yeniden ders vermeye başladığını söyler. Sonrasında ise Boğaziçi Üniversitesi ardından da Bilgi Üniversitesi'nde dersler vermeye devam eder.tr_TR
Suat Gezgintr_TR
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümütr_TR
text/plaintr_TR
turtr_TR
info:eu-repo/semantics/embargoedAccesstr_TR
Mardin, Betültr_TR
Dormen, Halduntr_TR
Halkla İlişkilertr_TR
Reklamtr_TR
Gazetetr_TR
Atatürk, Mustafa Kemaltr_TR
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT)tr_TR
British Broadcasting Corporation (BBC)tr_TR
Betül Mardin ile sözlü tarih görüşmesitr_TR
Görüşmetr_TR
1927, İstanbul; T.C.; Kadıntr_TR
İstanbul, Turkeytr_TR
Gezgin, Suat. Türkiye sözlü basın tarihi cilt II. Veli Polat, H. Esra Arcan. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2016.tr_TR


Bu öğenin dosyaları:

DosyalarBoyutBiçimGöster

Bu öğe ile ilişkili dosya yok.

Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir.

Basit öğe kaydını göster